İçtik önce köpek gibi. Güneşi batırdık hatta, kıstım gözlerimi, biraz daha susadım, o sustu yine, içmeye devam ettik.  
Hep sustuk aslında, çok konuşmuşuz gibi yorgunduk. Belki bir cümle yeterliydi, belki susmamız yeriydi ama her halükarda sarhoş olmak gerekti; kanımız o kadar yavaş akıyordu ki dünyanın alkolü bile hızını kesmiş, sarhoş edemiyordu bizi. Duvarlarım daha da yükselmişti, dikenli teller örmüştüm hatta.. Bakıyordum, ulaşamıyordun.. İçimden birşey gelmedi, tek bir tuğlamı indirmek bile..
Düşünüyordum aslında gözlerine bakarken, düşüncelerimi birbirine sımsıkı düğüm atarak, aklımın içindeki tren raylarında dolanacak vagonlar gibi inşa ediyordum. Gözümün önüne fotoğraf kareleri geliyordu, gerçekten çektirdik mi yoksa bilinçaltımın bir oyunu muydu emin olamıyordum ama güzeldik.

İşte sonra "ben neden hep böyleyim?" dedim," neden dönüp dolaşıp bu hale geliyorum tekrar? Hayır, bıktım aslında kendimden, aynı duvarı inşa edip tekrar yıkmaktan, sonra yeniden inşa etmekten, hep aynı döngüye sıkışıp kalmaktan.. Ve biliyor musun aslında, uçurumlarım bile aynı benim, hep başka düşüyorum ama her seferinde aynı yerlerim kırılıyor, aynı yerlerim kanıyor.. Zorlanıyorum iyileşirken, iyileştim desen bile inanma bana ve susuyorsam eğer, sessizliğimi bile duyma.. 

Bilmiyorsun ama benim senin yanında ayık kalmaya ihtiyacım yoktu hatta isteyeceğim en son şey buydu. İçiyorsam eğer sarhoş olmalıydım; bulutlar şelaleler gibi yere akmalı, avucumun içine  doldurmalıydım onları; tırnaklarımı yıldızlarla süslemeliydim. Belki saçlarıma da Ay'ı taç yapmak isterdim bilemiyorum.. Sonrasında yer kabuğu ikiye yarılmalı, sen bana o çizgiden düz yürümeyi öğretmeliydin.. Düşsem tutmamalıydın, tutar gibi yapardın kesin, belki gülerdin düşsem, ölsem üzülürdün.. Ama sevmezdin yine."

Sanki şişelerdeki alkol değil de kelimelermiş gibi,
yuttuğum bütün cümleleri kustum.. 
Daha da kimseyi görmek istemedim.
Kendimi bile.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar